YAVAŞ EBEVEYNLİK - PINAR MERMER


"Sevme ve hissedebilme kapasitemizi öyle küçültmüşüz ki ayakta kalabilmek için. Ayaktayız elbet ama içimiz boş... Çocuklarımıza da geçiriyoruz o iç karartan, insanı yutuverecekmiş gibi gelen boşluk hissimizi. Bunun adı nesiller arası karanlık duygu aktarımı."

"Çocuğun davranışıyla tetiklenen şey aslında anne babanın geçmişteki, kendi çocukluklarındaki acı tecrübeleridir. Yani bilinçdışımızda yaşayan ve ne zaman nasıl ortaya çıkacağını bilemediğimiz geçmişin hortlaklarıdır bize böyle cümleleri söyleten. İşte o anlarda duygusal açıdan kör ve sağır oluruz. Bütün enerjimizi hortlaklarla mücadeleye harcarken çocuğun ne durumda olduğuyla ilgilenecek halde olamayız. Onu kaygı, korku dolu bakışlarıyla yalnız bırakırız. Bir cümlemizle çocuk denen hızla büyüyen ve gelişen organizmanın bütün mekanizmasını bozduğumuzu fark etmeyiz. Çünkü kendi sistemimizin bozuk tarafıyla baş başayızdır."

"İçinizdeki kırılmış çocuktan kaçmak yerine onu sıkı sıkı tutup hak ettiği gibi severseniz çocuğunuzu hak ettiği gibi sevebilirsiniz. İşte o zaman çocukla çocuk olmaktan korkmayın. Yetişkin yanınızı unutmadan... Birbirini saran ve birbirine iyi gelen iki çocuk..."

"Siz küçükken böyle olmadığınız, susturulduğunuz, bastırıldığınız için, duygularınızı unuttuğunuz için dünya böyle bir yer zaten. Hem siz oyun oynayabilen, şanslı çoğunluktaysanız, sokakta gönlünüzce koşabiliyordunuz, yedikleriniz tadı kaçmamış, sağlıklı yiyeceklerdi, havanız daha temizdi ve ebeveynleriniz daha az telaşlı..."

"... eğer evin içinde herhangi bir sebeple gergin bir ortam varsa, geçici bir durum bile olsa bunun sebebini mutlaka çocuğunuza açıklayın derim."

"Sonuçta demokratik ve dengeli ebeveynlik biçimi gösteren babanın çocuklarının sebat etme becerisi gösterdiği, bu becerinin yüksek okul başarısı ve daha az olumsuz davranışla ilişkili olduğu bulunmuş. Yine aynı araştırmada katı ve otoriter ebeveynlik tarzına sahip olan babaların daha az sebat eden çocukları olduğu bulunmuş."

"...etkin babalar, çocuklarını dinleyen, çocuklarıyla yakın bir ilişki kuran, gerekli kuralları koyabilen ve aynı zamanda gerekli özgürlükleri sağlayabilen babalar. Yani demokratik-dengeli ebeveynlik aslında böyle bir şey. Ne çok serbest, ne de çok katı."

"Bir çocuğun ebeveyni ile bire bir sohbet edebildiği tek zaman, ebeveynin ona öğüt verdiği zamansa, çocuk olumsuz davranışa sırf öğüt saati gelsin diye devam edecektir."

"Bizden ilgi göremedikçe, kendini yalnız hissettikçe giderek daha çok eşyaya bağımlı hale gelmeye başlıyorlar. Daha çok eşyaya sahip olarak sahip olamadıkları insan ilişkilerinin yerini doldurmaya çalışıyor gibiler."

"Bu çocuklar sıkılacak zaman bulamıyor; sıkılmayı ve hiçbir teknolojik alet olmadan tek başına zaman geçirmeyi bilmiyorlar. Sıkılmak yaratıcılığı besler."

"Yeterince iyi olamayan anne babalarımız zaman zaman dünyayı çok farklı gösterdiler bizlere. Sevilmek istiyorsak iyi çocuk olmalıydık. Acayip kuralları sorgulamadan içselleştirmemize sebep oldular. Bunları yapmalarının sebebinin, iyiliğimiz için olduğunu söylediler. Babaların aslında iyi biri olduğunu ve içinden sevdiğini söyleyerek, sevgiye dair algımızı bozan annelerimiz oldu."

"Size kontrol ettiğimizi sandığımız hayatımızın yüzde doksanının bilinçdışımız tarafından yönlendirildiğini söylesem?"

"Oyuncağın doğru kullanımı hayal gücünü geliştirirken, ihtiyaçtan fazla oyuncak çocuk için geliştirici değil, yorucu olmaya başlar."

"Animistik düşünce, cansız varlıkların da konuşmak, hissetmek gibi canlı varlıklara ait özellikleri taşıdıklarına inanmanın psikolojideki adıdır."

"Her seferinde oyuncağınızı kıranlarla ayıp olmasın diye oynamak zorunda değilsiniz. Her seferinde canınızı acıtan, sizi kıran insanlarla ayıp olmasın diye görüşmek zorunda değilsiniz."

"Sizce, başkalarına saygı duymakla, sırf ayıp olmasın diye kendi sınırlarınızın ihlal edilmesi arasında bir fark yok mu?"

"Yaşadığımız bu korkular çocukluktan kalma acı deneyimlerin tortusu. Kendimize en yakın hissettiğimiz; ebeveynimiz, öğretmenimiz, akrabalarımız, ilişki kurmayı ilk öğrendiğimiz kişiler güvenimizi sarstıysa bunu toparlamak kolay olmuyor."

"İnsanlara yakınlaşırsam, onlara ihtiyaç duyarsam zarar görürüm düşüncesi biliçdışımıza küçücük bir bebekken yerleşiyor, eğer o dönemde ihtiyaçlarımız yeterince iyi karşılanmadıysa."

"Güvenli bağlanmayı kısaca, bakım veren kişinin çocuğunun fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarına doğru zamanlamayla doğru şekilde yanıt vermesi, onunla sıcak, tutarlı bir ilişki kurması olarak özetleyebiliriz. Aslında formülasyon basit: Bakım veren kişi ve çocuk arasında böyle bir ilişki varsa, çocuğun araştırmaya, öğrenmeye daha açık olması beklenir. Örneğin anneleriyle güvenli bağlanma gerçekleştirebilmiş çocukların okulöncesi dönemde daha meraklı çocuklar oldukları, yaşıtlarıyla daha kolay empati kurabildikleri ve güvenli bağlanamayan çocuklara göre özgüvenlerinin daha yüksek olduğu bulunmuş."

"... güvenli bağlanan çocukların daha sofistike sembolik oyunlar oynadığı, çevrelerini daha aktif araştırdıkları, oyuna daha aktif katıldıkları ve bir işle daha uzun süre kalabildikleri görülmüş."

"... anne babasının ona kucak açacak güvenli bir bölge olduğu fikrini zihninde taşıyan çocuk elbette daha kolay öğrenir. Bu çocuk kendisiyle ilgili de daha olumlu düşüncelere sahiptir. Arkadaşlık ilişkileri daha olumlu gelişmiştir. Genel stres ve kaygı düzeyi daha düşüktür."

"Bazı çocuklar gerçek bir tehlike olmasa bile kaygılıdır, bu nedenle dikkatleri dağınıktır. Kendilerini, eşyalarını iyi organize edemez, zamanı iyi kullanamazlar. Kafaları karışık, dalgın çocuklar ve/veya aşırı haraketli, amaçsızca koşuşturan çocuklar olabilirler."

"Ünlü psikanalist Winnicott der ki: Yalnız kalabilme kapasitesi, duygusal açıdan olgunluk gelişiminin en önemli belirleyicilerinden biridir."

"... nereden çıktığı belli olmayan olumsuz duygular aslında bizlere bebekken yüklenen ve yetişkinliğimize kadar getirdiklerimiz olabilir."

"Anne, bebeğe yeterince değerli olduğunu hissettiremediyse, bebek değersizlik hislerini bir vakum gibi emecektir."

"Çocuklar, gün içinde okulda, evde kim bilir kaç kez, kendi fikirlerinin önemsiz ve saçma olduğuna ikna ediliyorlar. Bir araştırma sonucu çocukların büyüme süreçlerinde hayır veya yapma sözcüklerini 148.000 kezden fazla duyduğunu söylüyor! Buna karşılık çok az sayıda evet yanıtı alıyorlar."

Yorumlar