"... annesi içeri girdiğinde de çıktığında da uslu uslu oturan çocuklar olmuştu; bağımsız, kendi başına durabilen çocuklarmış gibi görünüyorlardı. Ayşenur annesinin çocukluğu boyunca onu gururla tarif ettiği halin aslında güvensiz bağlanmanın bir kolu olan kaçınmalı bağlanma olduğunu ve gerçekte bu kadar erken yaşta bağımsız gözükmesinin bir seçim, bir karakter değil, bir zorlanma, bir zorunluluk olduğunu öğrenince çok şaşırmıştı."
"Annelerinin odada olmadığını fark edince ağlayan ve anneleri geri gelince de onun kucağında rahatlayarak oyuncaklarla oynamaya devam eden bebeklerdi güvenli bağlananlar."
"İlişkiye kaçınmalı bağlananların beynin entelektüel fonksiyonlarını daha üstün tuttuklarını okumuştu."
"Aslında sağlıklı bir ilişkinin ülke, kültür, para, cinsiyet gibi pek çok şeyi aştığını zamanla öğrenecekti."
"... incinmeye, yaşayanın gözünden bakmalı. Eğer hemen onarmasaydım, uzun süreli belleğe yerleşme riski olacaktı. Ne kadar hızlı onarırsan, ilişki o kadar çabuk eski haline döner. Ve zamanla bunu daha iyi yapmayı öğreniyoruz. Uzun beklersen, neyin uzun süreli belleğe atıyor."
"Eşinle ya da çocuğunla olan iletişiminde kendini savunmak hiçbir zaman ilk iş olmamalı. Karşındakinin yüzündeki rahatlamayı ne zaman görürsen, o zaman kendi sebeplerini anlatabilirsin."
"Mükemmel yapmak diye bir şey yok. Ancak unutma; ilişkilerde hakkaniyet olmalı. Sen incindiğinde, onun işi seni rahatlatmak. Tıpkı o incindiğinde senin işinin onu rahatlatmak olması gibi. Bir taraf her şeyi üstüne aldığında denge bozulur. Oyunun kuralı bu. Sınır koymayı öğreneceğiz. Senin sıran olduğunda, senin sırandır. Çocuklarımızın bizi sürekli izlediklerini de unutmamak lazım. Onlara nasıl yapmaları gerektiğini anlatmıyoruz, model oluyoruz."
"Strange situation videolarından anladığı kadarıyla babasının durumu güvensiz bağlanmanın kaygılı bağlanma şekline çok benziyordu. Kaygılı bağlanan bebekler, annelerinin odadan gittiğini görünce ağlıyorlardı, anne geri geldiğinde ise bir daha kucaktan inmiyor ve sakinleşemiyorlardı."
"Anda olmak için beynin bütün bölgelerinin entegre çalışması gerekiyor. Tamamen sol beyinde yaşayanlara bak. Katı, duygusuz, sözsüz mesajları tam yorumlayamayan insanlar. Duygularını maskeleme konusunda uzmanlar."
"Sağ beyinde yaşayanlar ise duygusal bir karmaşa. Devamlı öfke nöbeti yaşayan çocuklar gibi, her şey bir trajedi. Dikkat kapasitesini iyi kullanmayı öğrendiğinde sağ beynin fonksiyonu ile sol beynin fonksiyonunu birlikte kullanabilirsin. O anki duygusal tecrübeni sağ beyinle tecrübe edip, sol beyinle isimlendirmek gibi."
"Hanna travma için altı risk faktörünü yazdı tahtaya: Anne karnında yaşanan stres, doğumda yaşanan sorunlar, tıbbi müdahale, doğal afetler, ihlal ve ihmal."
"İhlal edilen çocuğa verilen mesaj, seni sevmiyorum. İhmal edilen çocuğa verilen mesajsa, sen yoksun."
"... aslında bu soğuk görüntünün bağlanma ihtiyacını maskelediğini yeni yeni kavrıyordu. Babasınınsa kadının etrafından ayrılmaması, sevgiyi ne zaman alacağını bilememekten kaynaklanıyordu."
"Ebeveyn çocuğunun kim olduğunu merak eden bir yerden ilişkiye girdiğinde çocuk kendi zihnini özgürce keşfedebiliyordu."
"Benim annemle olan bağlanmam kaygılı bağlanmaydı. Bazen birlikte oyunlar oynar, eğlenir; bazen de birlikte oyunlar oynar ama sonu benim ağlama krizlerimle biterdi. Çünkü benimle oynuyor olmasına rağmen sanki orada olmazdı ve ben onun dikkatini çekmek için didinirdim. O da bu didinmelerle gelirdi gittiği yerden. Ama bilmezdim ki oynama için kendini zorlayan annemin, sanki kırılmış bir eşyanın parçaları gibi kendini yapıştırdığını ve odanın ortasında yepyeni bir eşya gibi durmakta olduğunu."
"Bir sürü hata yapmış olabilir ebeveyn; asıl konu yeterli derecede iyi ebeveynlik..."
"Kim olduğumuz o an yaptığımız seçimlerle ilgiliydi."
"İzin verilmeyen duygular, yaşanan olayı hatırlatan en ufak bir sökük bulsunlar hele. Senin içinden habersizce, hatta sinsice dışarı çıkıyorlardı. Oysa suçlarken bulduğun karşındaki, senin bir yansımandan başka bir şey değildi."
"Oysa esneyen sinir sistemi sayesinde yeni riskler alıp, yeni şeyler öğreniyoruz. Hiç esnemeyen bir sinir sistemi ise kişiyi yeni şeyler denemeyen, en ufak bir başarısızlıkta vazgeçen birine dönüştürüyordu."
Yorumlar
Yorum Gönder